YOGA ve MEVSİMLER

Yoganın amacı, bedenimizi, zihnimizi ve ruhumuzu güçlendirmektir. Fiziksel gücü ve iç dengemizi, Asanalar ve Pranayama ile geliştiririz.

Yoga kelimesi Sanskritçe’den gelir ve bireyi evrensel bilince ulaştırmak için ruhsal düzeyde birleştirmek ve uyumlaştırmak, beden, zihin ve duygular arasında bir denge kurmak anlamına gelir.

Doğada olan biten her şey bize de yansır. Her mevsim, kendine has bir enerjiye sahiptir. Doğa ve mevsimler hakkında daha fazla şey öğrenerek, kendimiz hakkında daha fazla bilgi edinebiliriz. Güneş ve ay, hava, mevsimlik yemekler, hayvanların ve ağaçların davranışları… Tüm bunlar, beden, ruh ve zihnimizi etkiler, nasıl yaşayacağımızla ilgili hayati ipuçları taşır, yoga pratiğimizi etkiler. Günlük alışkanlıklarımızı, yoga pratiğimizi ve yemek tercihlerimizi uyarlayarak – tıpkı doğanın yaptığı gibi – mevsimsel değişimimiz de önemlidir. Dinlenme ve aktivitenin dengelenmesi için bedenlerimizin de mevsimlerin enerjik değişimlerine uyması gerekir. Mevsimsel Yoga olarak adlandırılan bu değişimin temelinde elbette Hatha Yoga vardır. İlkbaharın yaza dönüşmesi ve sonbahardan kışa geçilmesinde olduğu gibi, asanalar ve yoga akışı da yumuşak bir geçişle değişir. Bu nedenle, Mevsimsel Yoga’da bireyin doğanın değişimleri ve sürekli akışı ile uyumlanması hedeflenir.

Yoganın “Kardeş Bilimi” olarak bilinen Ayurveda, doğada bütünselliği işaret eden eski bir bilimdir. 5.000 yılı aşkın bir süredir var olan Ayurveda’nın ana odağı, duygusal ve fiziksel benlik arasındaki yaşamımızdır. Ayurveda’nın temel inançlarından biri, yediğimiz yemeğin genel durumumuzu etkilediği ve bizi mutlu veya bezgin bir hale getirebileceğidir. Enerji ve canlılık ile dolu olabilir veya uyuşuk ve atalet içinde olabiliriz.

Ancak her bireyin bedeni farklıdır ve bu süreci farklı yaşar. Beden türlerini, Hint Yaşam Bilimi Ayurveda ile açıklayalım. Ayurveda, bedenlerimizi “vata”, “pitta” ve “kapha” ismiyle üç farklı tipe ayırır.

Vata”, hareket enerjisi, pitta dönüşüm, sindirim metabolizma enerjisi, kapha ise kayganlaştırma, yağlama ve yapılandırma enerjisidir. Bu üç gücün faaliyetleri kalple göbek arasındaki bölgede yoğunlaşmıştır.

Vata, araç, taşımak, hareket ettirmek, akmak, süreçleri yönlendirmek, yönetmek ve rüzgâr anlamına gelir. Vata hareketten, vücudun tüm faaliyetlerinden ve duyulardan sorumludur. Diğer doshaların hareket etmesini, tesir etmesini sağlar, doshaların en önemlisi olarak kabul edilir. Sistemi korumak için gereken yaşam gücünü ve bedene, organlara zarar verebilecek kimyasalları ve atıkları doğru yönde hareket ettirir. Akciğerlerde havayı, dolaşım sisteminde kanı, zihinde düşünceleri hareket ettirir. Lenf ve kan dolaşımını sağlayan itici güçtür. Nefes alma, konuşma, kas ve doku hareketleri, kalp atışı, sinir hücrelerindeki uyarıların hareketlerini vata’nın işlevlerine örnektir. Temel olarak dokunma duyusuyla ilişkilidir. Vata dengeliyse yaratıcılık, mutluluk, neşe, dirilik ve esneklik sağlar, dengesizse sinirlilik, korku, endişe, ağrı, titreme, spazm benzeri durumlara yol açar. Bedendeki yeri 6 kolondur, ayrıca kalçalar, uyluklar, kulaklar, kemikler, pelvis boşluğu ve ciltte bulunur. Bedende vata arttığında bu bölgelerde birikir. Vata pranadan, yaşam gücünden sorumludur, prana-vata bedeni terk ettiğinde yaşam sona erer.

Vata, Rajas hâkimiyetindedir. Çevik, hızlı, hafif, kuru, soğuk, pürüzlü, hareketli, berrak ve süptildir/fark edilmesi güçtür. Buruk bir tadı vardır. Kahverengi-siyahtır. Vücutta bulunan vata da, ısı ve basınç değişikliklerine göre kendini ayarlayabilir, neyle karışırsa onu bünyesine alır.

Pitta, ısıtmak, sertleştirmek, zorlaştırmak anlamındadır. Bedendeki ateş prensibini temsil eder. Bedenin metabolizması şeklinde çalışır. Bedene giren her şey, gıda ya da bir görüntü pişmek, sindirilmek zorundadır, pitta bu işi görür. Vücuttaki bütün kimyasal ve metabolik değişim ve dönüşümler, sindirim, emilim, özümseme, beslenme, metabolizma, beden ısısı, cildin rengi, gözlerdeki parlaklık, zekâ ve anlama, idrak etme,pitta tarafından yönetilir. Düşünce ve izlenimler pitta sayesinde sindirilir. Mide yanması, sıvısı, enzimler, amino asitler, neurotransmitter/sinir taşıyıcıları ve neuropeptidler (Nöropeptidler, nöronlar tarafından iletişim için kullanılan küçük protein benzeri moleküller olan peptidlerdir. Beynin aktivitesini etkileyen sinyal molekülleridir),pittadır. Görme (ateş) ve tat alma (su) duyularıyla ilişkilidir. Dengedeyse zekâ, öğrenme ve anlama kapasitesi, coşku, iştah ve yaşama gücü sağlar, dengesizse öfke, kıskançlık, nefret ve iltihaplanmalara yol açar. Bedendeki yeri ince bağırsak, mide, ter bezleri, kan, yağ, gözler ve cilttir. Pitta satvik yapıdadır, sıcak, keskin, hafif, sıvı, hareketli, yayılan ve hafifçe yağlı niteliktedir. Tadı ekşi, yakıcı ve acıdır, et gibi kokar. Kırmızı ve sarı renktir.

Kapha iki kelimeden oluşur, su anlamına gelen “ka” ve büyümek, ilerlemek, gelişmek anlamındaki “pha”. Kapha su ile ilerleyen, büyüyen anlamındadır. Bedenin yapısını oluşturan, hücreleri bir arada tutan çimentodur. Bedendeki tüm parçalara, sistemlere su sağlar, eklemleri kaygan hale getirir, cildi nemlendirir, bedendeki boşlukları doldurur, bağışıklığı sağlar, iyileşme sürecini ve hafızayı destekler. Fizyolojik ve psikolojik olarak güç ve istikrar sağlar. Kalp ve ciğerlere enerji verir. Koklama (toprak) ve tat alma (su) duyularıyla ilişkilidir. Dengedeyse sevgi, sakinlik, sadakat, sabır, bağışlayıcılık sağlar, dengesizse bağımlılık, açgözlülük, sahiplenicilik, haset ve konjestif tıkanıklıkla ilgili rahatsızlıklara yol açar. Bedendeki yeri göğüs, boğaz, baş, sinüsler, burun, ağız, mide, eklemler, sitoplazma, plazma ve bedendeki sıvı sekresyonlar/salgılar, ifrazatlardır (örneğin mukus).

Bu beden tiplerine “dosha” adı verilir. Dosha’nın kelime anlamı, “değişen şey”dir. Buradan yola çıkılarak, dosha’nın hata, yanlışlık, kirlilik, bozulma, saflığı bozma, kozmik ritmi ihlal etme gibi anlamlara sahip olduğu görülür. Dosha’lar, nitelik ve nicelik olarak dengede olduklarında, birbirleriyle uyumlu şekilde hareket ettiklerinde, fizyoloji ve psikolojinin uyumlu şekilde kalmasına yardımcı olurlar. Tüm yaşamın var olabilmesi, tüm biyolojik süreçlerin yönetilmesi için gereklidirler. Dosha’ların dengeleri bozulursa, bedendeki dokuları bozarlar, kirletirler, hastalığa yol açarlar.Böylece hata anlamındaki dosha haline gelirler, yani beden ve zihni bozan şey olurlar. Dosha’lar hücreden bedenin en karmaşık fonksiyonuna kadar her şeyi düzenler. Dosha’ların denge hali, sağlığın temelidir. Bedenin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için enerjiye ihtiyaç vardır. Sıvıların, besinlerin hücrelere hareketi, hücredeki besinlerin metabolize olması, hücre yapısının korunması ve yağlanması enerjiye bağlıdır.

Mevsimlerin de “dosha”ları vardır.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
X